29 Ekim’in Coşkusu AKM Sahnesinde Sürüyor: Cumhuriyet’in Kalbine Yolculuk

29 Ekim’in Coşkusu AKM Sahnesinde Sürüyor: Cumhuriyet’in Kalbine Yolculuk

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, Cumhuriyet’in 103. yılını 30 Ekim akşamı müzik, anlatı, koro ve dansı buluşturan özel bir yapımla kutluyor.

Bayramın ertesi akşamında başka bir buluşma

Cumhuriyet Bayramı’nın meydanlara yayılan coşkusu 29 Ekim’le sınırlı kalmıyor. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, 30 Ekim Cuma saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda Benim Adım Cumhuriyet – Cumhuriyet’in Kalbine Yolculuk başlıklı özel bir konser sunuyor. Cumhuriyet’in 103. yılı için hazırlanan program, tarihî hafızayı bu kez bir sahne anlatısının içinden kuruyor.

Bu konseri klasik bir senfoni akşamından ayıran nokta, yalnızca orkestranın değil farklı sanat disiplinlerinin de aynı hikâyeye katılması. Sahneye koro, anlatıcılar, solistler ve dansçılar eşlik ediyor. Böylece izleyici, yalnızca dinlediği değil aynı zamanda gördüğü ve sözcüklerle takip ettiği bir anlatının parçası hâline geliyor.

Orkestra, koro ve söz aynı hikâyede

Orkestrayı Kıvanç Tepe yönetiyor; Sirene Filarmoni Korosu’nun şefliğini Volkan Akkoç üstleniyor. Programda Muammer Sun, Turgay Erdener ve Kıvanç Tepe’nin isimleri yer alıyor. Metin ve anlatı tarafında Ayşe Ceylan ile Volkan Severcan bulunurken, farklı ses renklerini soprano, bariton ve tenor solistler tamamlıyor.

Sahne üzerindeki anlatının oyunculuk ve hareket boyutu da var. Resmî programda Yunus Emre Öğüt Atatürk, Murat Çamlıtepe ise Hasan Tahsin rolüyle belirtiliyor. Dansçılar Çağaç Arın Öztornacı ve Hakan Aydemir’in de katılımıyla eser, Cumhuriyet’in kuruluşuna uzanan duyguyu yalnızca müzik üzerinden değil beden ve söz aracılığıyla da taşımayı amaçlıyor.

Bir konserden fazlasını vaat eden sahne dili

Tarihî bir dönemi sahneye taşımak kolay bir iş değil. Çok fazla bilgi verildiğinde anlatı ders havasına bürünebilir; yalnızca görkeme yaslandığında ise duygusu kaybolabilir. Cumhuriyet’in Kalbine Yolculuk’un dikkat çekici yanı, bu iki uç arasında müzikle bir köprü kurmaya çalışması. Bir koro cümlesiyle başlayan duygu, anlatıcının sözüne ya da bir dansçının hareketine geçebiliyor.

Programın Cumhuriyet’in 103. yılı için tasarlanması da ayrı bir anlam taşıyor. Bayram kutlamalarının ertesi gününde sanat salonuna taşınan bu buluşma, Cumhuriyet’i yalnızca geçmişte kalan bir tarih olarak değil; müzik üreten, sahneye çıkan, birlikte dinleyen insanların yaşayan kültürü olarak düşünmeye alan açıyor. Bir eserin tarihsel bağlamını anlamak için her ayrıntıyı önceden bilmek gerekmiyor. Bazen tek bir melodi, kalabalık bir koronun ortak nefesi ya da sahnedeki bir duruş, izleyicide bir anıyı canlandırabiliyor. Bu konserin vaat ettiği deneyim de farklı kuşakların aynı salonda ortak bir duygu etrafında buluşabilmesi.

AKM’de 30 Ekim akşamı

Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi, bu anlatı için güçlü bir sahne. Büyük bir opera salonunda orkestranın canlı sesini dinlemek, ekran başında izlenen bir gösteriden farklı bir yakınlık yaratıyor. Seyircinin sessizliği, koronun aynı anda yükselen sesi ve sahnedeki hareket, o anı yalnızca orada bulunanlara ait kılıyor.

Konser 30 Ekim Cuma saat 20.00’de AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirilecek şekilde duyuruldu. Program ve bilet koşulları resmî AKM ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası sayfalarında yer alıyor. Cumhuriyet Bayramı’nın ardından bu özel akşamı müzikle sürdürmek isteyenler için takvimde anlamlı bir buluşma var.

Paylaşım:

VIBECLUB'a ücretsiz üye olun, bültenlerimize kolayca ulaşın!